Ana Sayfa Avrupa 12 – Saat Çalışma Yasası; Sömürü, Saldırganlık ve Sosyal Yıkımda Kapitalist Sistemin...

12 – Saat Çalışma Yasası; Sömürü, Saldırganlık ve Sosyal Yıkımda Kapitalist Sistemin Doyumsuzluğudur!

 

12 – Saat Çalışma Yasası;
Sömürü, Saldırganlık ve Sosyal Yıkımda Kapitalist Sistemin Doyumsuzluğudur!

Emperyalist-Kapitalist burjuvazi ve onun sermaye çevreleri İşçi Sınıfı ve Emekçilerin yaşamlarını çekilmez hale getirmek için sömürü, yıkım ve yoksullaştırma politikalarını devletin tüm kurumlarının desteği ile toplumsal üretim, sosyal yaşam ve alanlarda uygulamaya koyulmaktadırlar. Halen devam eden ekonomik krizlerinin ve ona paralel gelişen siyasal krizlerini aşmanın yolunu adeta ezilen milyonların yaşamlarını zehir haline çevirmede aramaktadırlar. İşte bu arayışlarının en son örneği ise 12 Saat çalışma yasası ile aldıkları ve yasal düzenleme haline getirdikleri kararlardır. 12 – Saat çalışma yasası ilk kez 2014 yılında SPÖ&ÖVP koalisyon hükümeti döneminde gündem olmuştu. 2014 yılında başlayarak Avrupa`da yoğunlaşan işçi eylemleri ve grevleri sürecinde co uluslu kapitalist tekeller 12 Saat çalışma saldırısını Fransa işçi sınıfı üzerinde denemişti. Ancak Fransa işçi sınıfı kapitalizmin ve onun sanayi patronlarının ve politik temsilcilerinin hevesini kursağında bırakmıştı. Onlarca eylem ve grevler adeta Fransa`da ihracatı ve ham madde üretimini sekteye uğratmış, Fransa sokakları isyan ve direniş ile sarsılmış ve 12 Saat yasası geri püskürtülmüştü. Bugün ise çok uluslu kapitalist tekeller ve onun ulusal alandaki bileşenleri Avrupa`da Avusturya´dan başlayarak esnek üretim saldırısıyla üretimi daha da yoğunlaştırarak, daha fazla kar ve artı-değer üreterek, milyonlarca emekçiyi açlık ve yoksulluk girdabına sokmak için kollarını sıvamış durumda. Haftalık 60 saat ve günde 12 saat çalıştırılmak patronların keyfiyetine kalacak olan ve milyonlarca emekçiyi iliklerine kadar sömürmenin hedefi olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Avusturya burjuvazisi AUVA`da (Allgemeine Unfallversicherung) özelleştirme ve tasarruf planlamalarıyla birlikte, “havalarda uçan” ev kiralarıyla, uzun süre işsiz olan ve Avusturya Vatandaşı olmayan kişilerin yurt dışı edilmesi gibi bir gündeme tartıştırarak, işçi sınıfının can ve kan bedeli kazanılmış toplu sözleşme hakkını adım adım devre dışı bırakarak, işsizlik geliri hakkı yerine “asgari güvenlik geliri” (Mindestsicherung) ve benzeri uygulamalarla kapitalizmin dizginsiz saldırganlık örneğini göstermektedir. Siyasal krizlerinin kitleler tarafından görünmemesi için elinden geleni yapan egemenler sosyal yıkım politikalarını uygularken genel bunalımlarını ise ırkçılık ve faşizan uygulamalarla gündem dışı bırakmaya çalışmaktadır.

“Çifte Vatandaşlık” yasağı temelinde özellikle Türkiyeli emekçileri hedef alan Avusturya devleti ve onun mevcut siyasal temsilcileri böylelikle sahte Erdoğan/AKP eleştirmenliği yaparak toplumda ırkçılığı ve ayrımcılığı körüklemekte bu konuda ise ciddi düzeyde halklar için tehlike arz edecek yasa tasarılarını gündemine almaktadır. Kamuoyu önünde Erdoğan/AKP ve rejim eleştirmenliği yapan ÖVP&FPÖ ve destekçisi NEOS`lu baylar Türk devleti ve şirketleriyle yeni ekonomik anlaşmalara imza atmaktadırlar. Bu ekonomik anlaşmaların sonucunda ise Türkiye´de Faşizm güç kazanmakta, türk devleti buradan kazandığı geliri askeri alanda kullanmakta, silah ticareti ve asgari diğer üretim alanlarındaki ticari anlaşmalar Türkiye ve Orta Doğu haklarına kan, ölüm, katliam ve göz yaşı olarak yaşatılmaktadır.

1885 yılında Kayser Franz Joseph iktidarı döneminde bugünün Avusturya coğrafyasında işçilerin sağlık ve yaşam koşullarını olumsuz etkilediği ve tehlike arz ettiği için kaldırılan 12 Saat çalışma uygulaması bugün Kapitalistler tarafından milyonlarca işçi ve emekçiye 21.yüz yılda bir kez daha dayatılmaktadır. Sömürüde, baskı ve ezilmişliği dayatarak 19.yüz yılın kölelik koşullarını adım adım yaratmak isteyen kapitalist sınıfın temsilcileri ve kapitalist patronlar bunu başaramayacaktır! Bu açıdan işçi ve emekçiler olarak, özelde ise göçmen emekçilerin 12 Saat çalışma yasasına karşı işyerinde, sendikada ve anti-kapitalist, anti-faşist tüm mevzilerde örgütlenmesi, geleceğini eline alması kendi ellerindedir. Örgütlü mücadeleden, işçilerin enternasyonal sınıf birliği ve örgütlenmesinden başka yolu yoktur. 1927`de Avusturya İşçi Sınıfının Temmuz Ayaklanmasını anlatan Avusturya İşçi Marşı`nda olduğu gibi özgür ve sömürüsüz bir yaşam için mücadele edelim, 30 Haziran Cumartesi günü, Saat: 14:00`te Viyana – Westbahnhof`ta ÖGB tarafından örgütlenecek olan yürüyüşe enternasyonalist blok saflarında katılalım! Sosyal ve sağlık hizmetleri alanında çalışan emekçilerin grev deneyiminden öğrenelim, genel grev için işçi sınıfı ve emekçiler içerisinde örgütlenmeyi güçlendirelim, yükseltelim. Avusturya İşçi Marşının alttaki satırlarını kendimize kılavuz edinelim!

Din farkı bilmeyiz, -Dil farkı bilmeyiz, sanki doğduk bir anadan
Anamız amele sınıfıdır, Yurdumuz bütün cihandır bizim
Hazırlandık son kanlı kavgaya, Başta bayrağımız sosyalizm.
Bayrağını yükselt, Daha daha yükselt, yükselt bayrağı yukarı
Bugüne vuralım, yarını kuralım, Kaldıralım sınıfları.

ATİGF (Avusturya Türkiyeli İşçi ve Gençlik Federasyonu), 29.06.2018