HaberlerKöşe Yazıları

ALİ BOĞAZI SINIF KAVGAMIZDA TARİHTİR – Ali Haydar Munzur

ALİ BOĞAZI SINIF KAVGAMIZDA TARİHTİR

Dersim tarihinde Aliboğazı asırlardır zulme karşı direnişte destanlara sahip bir vadidir. Her karış toprağında halkların direnişi ve toprağa düşeni vardır. Aliboğazı tarihiyle medeniyet diyarıdır. Dağları, vadileri, dereleri ve kayaları tırnakla kazılan Ermeni medeniyetiyle, kale ve mezarlarıyla tarihe tanıktır. Her adımda bir ulusun hunharca katline tanıklık etmektedir.
Koç uşağının faşist Kemalist katliama karşı direniş destanı yaratarak faşizmin teslim alamadığı heybetli bir vadidir. Kopo Hüseyin’in, Cemşi ağanın ve direnişçilerin faşizmin kanlı saldırılarına karşı sırtını dayadığı, aman dilemeyim ölümüne direndiği bir yenilmez kaledir. Kadınını- kızını, yapılışını ve korunmaya muhtacını korkmadan, ürkmeden Ali boğazın doğal mağaralarına teslim eder Dersimli. Ali boğaz vadisi derinlikleri ne ağıtlarla yankılandı asırlarca, Mazlumların zalime karşı direnişiyle boy verdi filizlendi toprağı. Kana kana beslendi mazlumun dökülen kanıyla. Ağladı için için toprağa düşen her bir kızına, oğluna . Kinlendi ölüm kuşan karanlığın yaratıcılarına. Ama bağrını asla kapatmadı direnen, direnişi yaratmak isteyene. Bazan yalnızlığına üzüldü, yol bekledi her biri destan yazan kadın- erkek savaşcı gerilladan. Yalnızlığına aman dilemedi, gök yüzünü karartan karanlık bulutların mutlaka dağılacağını, aydınlığı yakalamak isteyen gerillanın mavzerinde çıkan her kızıl ateşin alaca karanlığı parçalayarak güneşi yakalayacağını inandı.
İşte bu nedenle ağlamadı Kopo Hüseyin’in  ilk toprağa düşen savaşçı kadınına..  Ali boğazda toprağa düşen ilk Kadın savaşçının ardından Kopo Hüseyin faşist çemberi yarmak isterken toprağı düştü ve tohum oldular direniş kavgamıza. Ali boğaz  dağları, Bozan ovası, Tağar deresi ve kıvrım kıvrım heybetiyle Munzur’a bel veren Yılan dağı nice yiğit evlatlar yetiştirdi, sınıf kavgasında proletarya partisine katılarak özne oldular. Yeter Erkoç, Ali Karadağ, Aziz Erkoç, Doğan Karadağ ve yüzlerce militan doğdu bu topraklar, her biri Kaypakkaya nın başlattığı gerilla savaşının yılmaz uygulayıcısı oldular. Ülkemizde hüküm süren faşist diktatörlüğe, emperyalizmin işbirlikçisi komprador kapitalist burjuvaziye, tefeci- tüccar sömürüsüne, her hürlü feodal ve yarı feodal sömürüye karşı, haklı ve meşru bir savaş yürüten TKP/ ML ‘nın saflarında halk demokrasisi, bağımsızlık ve sosyalizm için amansız bir sınıf savaşına girdiler. Ve bizlere destansı bir gerilla direnişi mirası bırakarak birer birer toprağa düştüler. Selama durdu faşizme karşı haftalarca süren direnişe Ali boğazı, Yılan dağı. Nergisler, Çiğdemler rüzgerla tohuma durdu munzur dağlarında.
Vartinikte  toprağa düşen tohum, Amed zindanında karanlığı parçalarcasına gökyüzünü aydınlattı. Meral oldu, Ahmet Muharrem Çiçek olduk, Zeytinburnu’nda işçi sınıfının sesi soluğu Atilla Özkan,1 Mayıs’ta Mehmet Kocadağ olduk. 
İstanbul’ da faşizme karşı şehir gerilla eylemlerinde düşmana kök söktüren, işkencede önder Kaypakkaya’yı örnek alan; Süleyman  Cihan oldular, Cemil Oka oldular, Hatice Dilek oldular, Ali uçar oldular, Armenak Bakır oldular, Sefa gül oldular, Mehmet Demirdağ oldular,

Yenildik ağır yaralar aldık, ayağa kalkmasını bildik. Yenilgilerimizi fırsat bilip ” yeniymiş ” gibi, eski paslı silahları kuşanıp bazen sağ, bazen “sol” çıkışlar oldu içimizden. Lakin hiç biri tutunamadı sınıf mücadelesinin acımasız gerçekliği karşısında. Dün dediklerini hiç söylememişler gibi, savruldular rüzgârların esintisine, kapıldılar güçlünün önünde secde  durmaya. Ülkemizde karanlığı paramparça eden kızıl Kaypakkaya güzergâhını bir anda unuttu verdiler. İdeolojik, siyasi, politik ve askeri kopuşa kılıf buldular. “Enternasyonalist dayanışma, Ortadoğu’da devrim” adı altında kendilerine yer edinmeye. Kendi evini terk eden, bakımını, tamirini izlenmekten kaçanlar, başka diyarlarda kurtuluşu aramaktalar. Onlar zor olanı değil, kolay yolu seçtiler. Bugün ise çok parçalı, birbirine güvenmeyen, sırtını yürüdüğü kişiye dayamaktan korkan bir koalisyon grubu olarak varlık sürdürmektedirler. İşçilerinde yüzlerce iyi niyetli, partiye güvenen, ayrılığı onaylamayan taraftar yoldaşınız mevcut. Ancak,  yalan ve gerçekle alakası olmayan dedikoduların etkisinde bu yoldaşlar kalmış bulunmaktadır. Sınıf mücadelesi acımasız ve gerçektir. Gelecekte herşey daha net görülecek, açığa çıkacaktır.  Sağ tasfiyeci yerleşik ekibin ergeç foyası açığa çıkacak, partimize ne kadar ağır zararlar verdikleri deşifre olacaktır. Bizlerle dün yoldaş ilanların bugün kimlerle yoldaş olduğu İyi okunmalı, görülmelidir. İdeolojik, siyasi, politik tartışma aranası esas alınmalıdır. Yerleşik koalisyon bloğun çekmek istediği yalan, dedikodu ve manipülasyon dan uzak durulmalıdır.
Kürt ulusunun kendi kaderini kendinin tayin etmesini kimin daha kararlı ve tutarlı savunduğu bugün tamamen açığa çıkmıştır. Bizi “gizli” veya “ince şovenizm yapmakla” suçlayanların içine düştükleri durum üzücü ve üzücü olduğu kadarda düşündürücüdür. Bu arkadaşlar her şeyden önce kendi öz güçlerine güvenmemekte, Kürt hareketinin doğru veya yanlış kuyruğuna takılmış durumda olup, kendi başının çaresine bakmaktan mustarip duruma düşmüş durumdalar. Kaldı ki  bu arkadaşların Kürt ulusal kurtuluş hareketine bakışlarında da çok parçalı, hatta şoven denecek derecede ayrı ayrı düşünceler mevcut. Tabii ya dün ak olan bugün karadır onlar için, bu anlamda da söylenecek pek şey yoktur. Sanki onlar değilse biz;” Rakka’da onlar yukarıdan bombalıyor, biz karadan ilerliyoruz”  dercesine güce tapıyoruz, pragmatist  davranıyormuşuz da bizim haberimiz yokmuş gibi…
Ha birde  şu Rojova ve Kandil olma veya olmama meselesi biz sizin orda olmanızdan rahatsız olmadığımız gibi olmak isteyen her devrimci gücüde destekleriz. Burada bir sorun yok, asıl sorun Rojova ulusal devrimini asıl almak, onun önderliğini eleştirisiz, ilkesizce kabul etmek, Kürt ulusal kurtuluş hareketi önderliğinde oluşturulan cepheye ilkeleri ayaklar altına alarak nemalanmaktır. Partinin  programını, tüzüğünü hiçe sayarak imza atmak ve bunu günümüze kadar sürdürmektir. Bunun adı tasfiyeciliktir. Ayrıca bilinmeli ki, bugün bolca destek aldığınız ve bu destek üzerinden ilkeleri çiğneyerek yaptığınız içi boş propaganda ve ajitasyonunda sonu gelecek, gerçek varlığınız ayyuka çıkacaktır. İşte sizi o zaman görmeli ve gerçek yüzünüzü el alem tanımalı diyoruz.

Şu iyi bilinmeli ki, biz dağlarımızı terk etmeyeceğiz, özgürlük, bağımsızlık, sosyalizm mücadelemizi zaferle tatlandırmak için, tek bir gerillamız kalsa dahi dağlarımızı terk etmeyeceğiz. Savaşı yenilerek öğreneceğiz, halk savaşını gerilla savaşını büyüterek geleceğe taşıyacağız. Yenile yenile yenmesini öğreneceğiz. Toprağa düşen YOLDAŞLARIMIZ üzerinden kimsenin manipülasyon yapmasını, onların açık, berrak ve net TKP/ML programını savunusuna çamur atmasına müsaade etmeyeceğiz.
Ali Boğazı Partimiz için bir tarihtir, bir milattır.  Çünkü, Kaypakkaya sonrası en kapsamlı, kalıcı siyasi, askeri, örgütsel çalışmalarımız burada yapıldı. Gerillanın  kapsamlı eğitimi ve donanımı Ali boğazda, Yılan dağında, Munzur dağlarında, Beyaz dağda,, Mercanlarda atıldı. Vartinikle buluştu. Yeter Koç oldu, Sefagül oldu, Nergis oldu, Çiğdem oldular dalga dalga esen rüzgarla dört bir yana tohum olup düştüler. Faşizme, emperyalizme, her türlü gericiliğe karşı zafere ulaşıncaya kadar hiçbir mevziimizi terk etmeyeceğiz . Aksine faşizme inat kazanımlarımızı, mevzilerimizi çoğaltarak özgür vatanı yaratacağız.

Bilinmeli ki, halk savaşında sebat etmek, düşmanın her türlü saldırı ve tuzaklamalarını boşa çıkarmak bizim elimizde,  emperyalist devletlerin faşist Türk devletine her türlü lojistik destek vermesi ve  gerillaya karşı son teknolojik silahlarla imhaya girişmesi göstermektedir’ ki çok ağır ve zor dönemden geçilmektedir. Ancak biz düşmanın tüm teknolojik silahlarına karşıda üstünlük sağlayacağımıza inanıyoruz. Çünkü, insanlık var oldukça her şeyi belirleyen insan olacaktır. İleriye taşınan ve toplumsal devrimleri önüne koyan, insan unsurunu her şeyin üstünde tutan tek sınıf ve sınıfın temsilcisi komünist partisidir.  Gerisi yalnızca Emperyalistlerin ve onların işbirlikçisi komprador kapitalistlerin, tefeci- tüccarların, toprak ağası sınıfının ve her türlü dini inanç ve buna bağlı egemenlik kuran üst yapıda yürütülen kirli gerici propagandadır. Bizim karşımızda bu gerici faşist güruhun  gelecek uzun zamanda  dayanma gücü yoktur. Yıkılmaya, yok olmaya mahkumlar, çünkü, eskiyi, gericiliği temsil ediyorlar.
Şan olsun silah elde faşizme karşı dişe diş direnenlere, toprağa düşerek tohum olan kızıl karanfillere.

ALİ HAYDAR MUNZUR
26.04.2018

Etiketler