Ana Sayfa Genel Dersim’de gerçekler, tarihsel hafıza, ihbarcılık ve ortaya çıkan yaklaşımlar

Dersim’de gerçekler, tarihsel hafıza, ihbarcılık ve ortaya çıkan yaklaşımlar

Son dönemlerde Dersim’de devrimci ve komünist örgütlerle, Dersim halkının bir kısmı arasında ciddi çelişkilerin yaşandığına tanık oluyoruz. Bu çelişkilere dair yaklaşım ortaya koyarak, sürecin tehlikelerine dikkat çekmek ve devrimci yapıların varsa hatalı tutumları düzeltmelerini istemek haktır ve gereklidir. Son günlerde Dersim çeperinde ve sanal ortamda acılı bazı ailelerin tepkilerini körükleyerek devrimci ve komünist harekete karşı kullanmak isteyenlerin varlığı ve fütursuzlukları gözler önündedir.

MLKP’nin işbirlikçi olduğu gerekçesiyle Rıza Örük’ü ölümle cezalandırması, kardeşi ve aile çevresinin tepkisine neden olurken, hazır kıta beklemekte olan eski CHP milletvekili Hüseyin Aygün ve birçok Dersim “elitinin” silahlı devrimci mücadeleye olan alerjileri hemen yeniden depreşti… Aynı doğrultuda geçtiğimiz yıl gerillaların ihbar edilmesi ve gerillaların katledilmesi sonucu yürütülen araştırmada ihbarcı Erkan Doğan’ın 6 Mayıs’ta Geyiksuyu’nda Haydar Ağral ve Murat Tekgöz’ün şehit düşmesinde rolü olması sebebiyle TKP/ML  TiKKO tarafından cezalandırılması meselesinde de Türk devletinin ağzıyla devrimcileri karalamaya yönelik itibarsızlaştırma politikaları güdüldüğünü gördük. Bunun özellikle son dönemde sistemli bir hal aldığı da gözlerden kaçmamaktadır.

Eski CHP milletvekili Gürsel Erolun devlet erkanını da yanına alarak, PKK tarafından cezalandırıldığı söylenen öğretmen Necmettin Yılmaz için “terörü” protesto yürüyüşleri yapması bu politikanın öyle masum olmadığına ve iyi niyet taşımadığına somut bir kanıttır. Devlet de, payandaları da Dersim’e ve radikal devrimci mücadeleye yönelik tam bir taarruz içindedirler.

Bu konuda halkımız uyanık olmalıdır.

Devrimci ve komünist örgütler suçsuz insanları cezalandırmaz. Ölüm cezası ağır bir uygulamadır ve geriye dönüşü yoktur. Her suçun cezasının karşılığı da ölüm değildir. Olmamalıdır. İlke budur. Devrimci örgütler cinayet şebekeleri değildir. Zorunlu ve mecbur kalınmadıkça ölüm cezası uygulamazlar. Ölüm cezaları, ihbarcı-ajan ve işbirlikçilerin verdikleri zararların değerlendirilmesiyle olur. Eğer ihbarcı olan işbirlikçiler sonucu ölümle sonuçlanan darbeler alınmasına sebep olmuşsa ve bunu sistemli yapmışlarsa kaçınılmaz olarak askeri savaş kuralları uygulanır. Her ihbarcı ve işbirlikçinin hemen ölümle cezalandırılmadığına yönelik birçok çağrı ve kanıt vardır. “İşbirlikçilikten vazgeçin” şeklinde bu yönlü suça bulaşanlar bir daha yapmamaları konusunda uyarılmışlardır ya da hata yaptıklarını kabul edip, devletle işbirliğine son verenlerden af edilenler de olmuştur. Dersim coğrafyasında veya Türkiye ve T. Kürdistan’ın başka bölgelerinde buna benzer uygulamalar ve yaşanmışlıklar mevcuttur.

Devrimci ve komünist örgütler fiili ve pratik olarak suç işlemiş olanlara karşı müsammasız olmak durumundadırlar. Kendilerini eleştiren ve suçlayanlara yönelik şiddet uygulama veya cezalandırmayı benimsemezler. Eleştirileri alırlar, ondan öğrenirler, hataları konusunda özeleştiri vermekten de çekinmezler. Suçlamalara, kara çalmalara ve devletin yedeğinde olarak devrimci mücadeleye yönelik kin kusan suçlamalara karşı da, onların gerçek niyetlerini ve yüzlerini halkımıza göstererek onları teşhir ve tecrit ederler.  Ancak bütün bunları belirtmişken; hem hatalı tutumların terkedilmesi hem de geçmişte yaşanan tarihsel sürece dair tarihsel belleğimizde olan gerçekleri de bilmek ve hatırlamakta fayda vardır.

DERSİM’DE GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKMASINI İSTEYELiM!

Son süreçte ortaya çıkan bu istenmez durumlar ve olumsuzluklar mutlaka ele alınmalı ve çözüme kavuşturulmalıdır. Komünistlerin ve devrimcilerin görevi halkın canını, malını ve yaşam alanlarını korumak, halkın çıkarlarına hizmet etmektir. Halka zarar vermemek, halkının yanında olmaktır.

Özellikle geçmişte devrimci örgütlerde var olan sekter, soyut ve kaba Marksizm kavrayışı, halk içindeki çelişkileri de yanlış algılamaya, kavramamaya yol açtı. Dersim özgülünde aşiret ve bireysel çelişkiler geçmişte ve günümüzde yoğunluklu sürmektedir. Dersim halkı birlik olduğu kadar, dışa karşı öyle gözükmesine karşın, aynı zamanda bir o kadar kendi insanına karşıdır ve sevmez. Bu bir gerçekliktir.

Bazı arkadaşlar buna itiraz edebilir, ama yüzyılın bize gösterdiği gerçeklik bu. Alişer Bey ve eşi Zarife’nin öldürülüp başları kesilerek Deşt’e getirilip para karşılığı faşist devlete verildiğini bilmeyen var mı? Hozat’ın efsane direnişçisi Şahan Ağa’yı uykuda üvey kardeşinin öldürüp başını kesip, Hozat alayına götürüp karşılığında para alan bir hain olduğunu bilmeyen var mı? Yine Alıboğaz’ında Kapo Hüseyin’i ihbar eden ve mağarayı gösterip yüzü aşkın çocuk, kadın ve ihtiyarin ölümüne sebep olan işbirlikçi hainler bilmeyen var mı? Kalkmış Dersim kültüründe öldürme ihanet vb.. yok diyorsunuz. Alevi inancını iyi yönünü kötü amaçlarınıza alet ediyorsunuz. Ajan hain işbirlikçi Şahan Ağa’nın üvey kardeşini kim öldürdü? Birçok haini kim cezalandırdı? Duygu sömürüsü yapıyorsunuz. Devletin ağzıyla konuşmak size yakışmıyor. Çözüm devrimcilere karşı düşmanlık ve “Dersim’i terk etsinler” demek değildir. Varsa hataları ,ki var, yanlışları eleştirmek, doğru olanı dostça sunmak, ilerici olduğunu söyleyen herkesin görevidir. Ancak yakmadan, yıkmadan ve daha vahimi devletin ağzıyla konuşmadan aradaki çelişkiler çözülebilir. Kalkıp devrimcileri suçlayacağınıza, dilinizi düzeltin! Düşmanca davranmakla elinize bir şey geçmez, Dersim’i koruma , savunma adına Dersim’e zarar veriyorsunuz. Geçmişte taşıdığınız kalıtsal kin ve öfkeyi Dersim halkına bulaştırmayın. Dersim halkı sizin o temiz olmayan geçmişinizi çok iyi biliyor.

Geçmişte birçok devrimci örgüt ve parti bu gerçekliği iyi tahlil edemedi. Bazı örgütler Dersim halkı içinde taraftar edinmek adına, yanlış politika izleyerek faydacı, çıkarcı davrandı. Kendilerine taban bulma adına Dersim’de aşiretler arasında var olan çelişkilerden yola çıkarak taban bulmaya, yaşam alanı yaratmaya çalıştılar. Dersim özgülünde aşiretler ve halkın; devrimciler arasında var olan çelişkilerden kendi hesaplarına yararlandıklarını iyi göremediler. Görmek bir yana devrimci ittifak ve dayanışmayı bir kanara atarak alana hâkim olma rekabetine girdiler. Aileler ve aşiretler arası çelişkileri devrimci güçler arası çelişkiye dönüştürdüler. Kendi aralarındaki antagonist olmayan çelişkiyi, antagonist çelişkiye, ideolojik boyuta taşıyarak Dersim’de devrimciler arası çatışmalara sebebiyet verdiler.

Bu olumsuzluğu Dersim özgülünde başlatan, onlarca devrimcinin, halktan insanın ajan diye öldürülmesini bulundukları örgütlere rapor edenlerin yüzde doksandan çoğu ne yazık ki; yine Dersimli.

Öyle ki, halk içindeki çelişkileri doğru kavrayıp özümsememe yalnızca Dersim’e has değil. Ama burada daha da yoğun yansıma bulmaktaydı. Acı bir gerçeği açıklamak belki birçok eski örgüt elamanını üzecek veya paniklemesine yol açacak ama eğer, öyleyse herkesin geçmişte yaşanan gerçekleri de bilme hakkı olacaktır.

Dersim de faaliyet yürüten legal, yarı-legal ve illegal örgütler Dersim’de var olan özgül çelişkiler dışında ele alınamaz. Ajan diye öldürdükleri insanların ajanlığını kanıtlamak, halka ve yakınlarına ispatlamak zorundalar. Halkın bir kesiminin, ailenin ve toplumun itirazları dikkate alınmalıdır. Yanlışlar yapılmışsa topluma ve ailelere özeleştiri verilmeli, aynı yanlışlara bir daha düşmeme teminatı verilmelidir. Halkımıza karşı açık ve dürüst olmak komünistlerin görevidir.

Eğer faşist Türk devletiyle işbirliği yapmışsa ve ajan ise delilleriyle birlikte halka açıklanmalıdır, kitleler bilgilendirilmelidir. Böylelikle hem doğru bir hat izlenir hem de komünistlerin, devrimcilerin yaptıkları hataları; DERSİMCİLİK adına, bilmem ne meclisi adına, hangi sivil toplum adına hainlik yaparak savunmakta ortadan kalkmış olur.

Atalarımızın bir sözü var; “Söyletmeyin deliyi” diye.

Bugün devrimci örgütlerin eksikliğinden hatalarından faydalanmak isteyen eski Dersimli devrimcilerden oluşan bir renksiz(!) grup var. Bunların ezici çoğunluğu geçmişin günahkârlarıdır. Dersim’de kendi gruplarının hakimiyetini sağlamak için aşiret ve aileler arası çelişkileri kışkırtan, çelişki ve çatışmaya dönüştüren, bir çok insan hakkında örgütüne yanlış rapor veren suçlulardır. Bugün birçoğu hala kendisine dikiş tutturamamış, şaşkın tilkilik yapmaktadır. Bir gün Zaza, bir gün Alevici, bir gün DERSİMCİLİK, işine gelmedi mi, devrimci oluveriyorlar. Konaklamadıkları han, aradığını bulamayınca (egolarını tatmin edemeyince) konmadıkları ağaç bırakmadılar. Eski plağı yeniymiş gibi çevirip insanları kandırıyorlar. Yeni ve değişen bir şeyleri yoktur. Aslına bakılırsa asıl karıştırıcı kışkırtıcılar, Dersim halkını devrimcilere karşı kışkırtan bu renksiz ve her telden oynayan eski devrimcilerdir. Aslen bunlar geçmişte işledikleri suçların altında eziliyorlar. Her birinin dosyası açıldığında görülecek ki, “çoğu işlenen şiddet ve ölümlere imza atmış günahkardır”. Elleri devrimci kanına ve yoldaşının kanına bulaşmış bu kişiler kalkmışlar devrimcilere, komünistlere saldırıyorlar. Olmadı, kışkırtıcılık yaparak devletin ağzından konuşuyor ve objektif olarak devlete hizmet ederek, devrimci ve komünistleri Dersim’den tecrit etmek ve dışlamak istiyorlar. Dersim halkı bu kişilikleri iyi bilir, onlara itibar etmeyeceği açık ve ortada. Bu unsurlar ve kurumlar dostça uyarılmalıdır, yapılan yanlışları eleştiriler, göstermeye-görmeye yönelik diyaloglar, eleştiri-özeleştiri barındıran yaklaşımlar, halka hesap verme bilinci… vb. bunların hepsi dostça yapıldıkça kabulümüzdür. Buna biz varız, bi rde sizler halka açık olun hesap verin de görelim. Düşmandan çok ne kadar devrimci ve halktan insanın ölümüne sebebiyet oldunuz? İçinizde saklı kin ve şiddeti saklayamazsınız. Kininizi faşizme, şovenizme ve tekçi devlete yöneltin; devrimcilerle, komünistlerle dost olun. Bilin ki, Türkiye’de ve Dersim’de yaşanacak bir savaş koşulunda, sizin yalan hümanist söylemleriniz beş para etmeyecek, Dersim’i korumak savunmak bir yana, çoğunuzun sesi soluğu kesilecek, tarafsızlık oyunu oynayacaksınız. Bunu bizler biliyoruz ve siz de bilin istedik. Bugün yaptığınız devrimci düşmanlığı yarın yüzünüze vurulmasın. Devrimcilerin, komünistlerin omuzdaşı olmak istediğinizde yüzünüz kızarmasın. Bilinir ki, faşizme, emperyalizme ve gericiliğe karşı en onurlu DİRENİŞİ komünistler vermiştir. Her neyi savunursanız savunun sizin tüm azınlık haklarınızı savunacak tek tutarlı güç yine komünistlerdir.

Kısacası, hesap vermekten ve hesap sormaktan asla korkmuyoruz. Bizim Türkiye ve Türkiye Kürdistan halkına veremeyeceğimiz hiç bir hesap yoktur. Yaptığımız yanlışların hesabını halkımıza vermekten asla korkmayız, halkımızın çıkarları her şeyin üstündedir. Varsa yanlışlarımız bunun özeleştirisini halkımıza vermek bizim boynumuzun borcudur. Yanlış yapmamışsak, doğru bir eylem ve çalışma yapmışsak; bunu sonuna kadar savunur, haklılığımızı anlatır , ispatlarız. Ancak siz ortalığı bulunduran “elitler” bilin ve unutmayın; geçmişte yarattığınız olumsuzlukların ve bugün devletin ağzıyla konuşarak, yazarak yarattığınız olumsuzluğun, güvensizliğin hesabını halkımıza vereceksiniz. Biz kimler düşmanımız kimler dostumuzdur, kimlerle geleceğe yürüyeceğimizi iyi biliyoruz. Ve kendimizden eminiz.

Ali Haydar Munzur